M.Ö. 1100 Yılına Dayanan Tarihiyle Aigai Antik Kenti

Manisa'ya yaklaşık 49 km mesafedeki Köseler Köyü yakınında bulunan ve Nemrut Kale adıyla anılan Aigai, Herodot'un bahsettiği Batı Anadolu'daki 12 Aiol kentinden biridir. Çevreye hakim bir konumdaki kayalık bir tepe üzerinde bulunan kentin tarihi, M.Ö. 8.yüzyıla kadar inmektedir. M.S. 17 yılındaki depremde büyük ölçüde hasar gördüğü ve onarım geçirdiği, Hellenistik dönemde ise önemli bir ticari merkez olduğu anlaşılan kentte 2004 yılından itibaren günümüze kadar kazı çalışmaları

M.Ö. 1100 Yılına Dayanan Tarihiyle Aigai Antik Kenti

Manisa’ya yaklaşık 49 km mesafedeki Köseler Köyü yakınında bulunan ve Nemrut Kale adıyla anılan Aigai, Herodot’un bahsettiği Batı Anadolu’daki 12 Aiol kentinden biridir. Çevreye hakim bir konumdaki kayalık bir tepe üzerinde bulunan kentin tarihi, M.Ö. 8.yüzyıla kadar inmektedir. M.S. 17 yılındaki depremde büyük ölçüde hasar gördüğü ve onarım geçirdiği, Hellenistik dönemde ise önemli bir ticari merkez olduğu anlaşılan kentte 2004 yılından itibaren günümüze kadar kazı çalışmaları kapsamlı olarak yapılmaktadır. 2018 yılında ise özellikle Vomitorium’da (Tiyatro Giriş Binası) kazı calışmaları yapılmıştır. Kentin surları arazinin durumuna göre inşa edilmiştir. Surlar içinde üç katlı agora ve bu yapıyı taşıyan duvarlar, meclis binası, teras duvarlı stadyum, tiyatro ve Demeter Tapınağı gibi kalıntılar bulunmaktadır.

Antik Kentin Tarihçesi

Herodotos, Aigai’yi Aiollerin Aiolis bölgesinde kurduğu 12 kent arasında saymaktadır. Antik yazarlar Aiollerin bölgeye gelişlerinin M.Ö. 1100 tarihlerinde başladığını ileri sürseler de kazı sonuçları şimdilik kentin kuruluşunun M.Ö. 8. yüzyılın sonlarından daha erkene gitmediğini göstermektedir. Kentin adı Herodotos’ta Aigaiai (I.149), Polybius’ta Aigaieon (His. XXXIII.13) Tacitus’da Aegaeates (Tac.Ann. II.47),Plinius’da Aegaeae (Nat.His., V.32), kentin bastığı sikkelerde ise, Aigeaion, Aigaion ve Aigeon olarak geçmektedir. Kentin adını anan diğer antik yazarlardan Strabon (XIII.3.5), Pseudo Skylax (98), ve Plinius (Nat.His., V.121), bu yerleşimin deniz kıyısında değil, iç kısımda ve dağlık bölgede olduğunu vurgulamaktadır.

Kent, komşusu olan Temnos ile birlikte M.Ö. 547 yıllarında ortaya çıkan Pers egemenliğine karşı direnmiş ve bağımsızlığını korumuştur (Ksenophon, Hell. IV.8.5). Plutarkhos’un aktarımına göre (Them. 26) ünlü Atinalı devlet adamı Themistokles, Yunanistan’dan kaçıp Kyme’ye doğru gelirken, yolunu Aigai’ye çevirmiş ve orada kimseye görünmeden, yakın arkadaşı Nikagenes tarafından dostça karşılanmış ve misafir edilmiştir. Daha sonra da kadın kılığına girerek, bir çadır arabasında Susa’ya doğru yoluna devam etmiştir. Aigai, M.Ö. 5. yüzyılda, Attika-Delos Deniz Birliği’ne vergi vermeyen kentler arasında yer almaktadır.

 

Anadolu’da Pergamon Krallığı’nın güçlü rakibi olan Seleukos Krallığı’nın generali Akhaios komutasında başlattığı saldırılar (M.Ö. 220-218) sonucunda Aigai ve Aiolis kıyıları Pergamon Kralı Attalos I’in elinden alınmıştır. Kısa bir süre sonra Antiokos III’e karşı ayaklanan Akhaios’un öldürülmesi ile (M.Ö. 216) Aigai ve çevresi yeniden Pergamon Krallığı’na katılmıştır. Polybius’un aktarımına göre (His. XXXIII.13), Bithynia kralı Prusias II ile Attalos II arasında gerçekleşen bir savaşta Aigai, Prusias II’nin ordusu tarafından tahrip edilmiştir (M.Ö. 156-154). Prusias II, savaş sonrasında yapılan barış antlaşması gereğince, tahrip etiği kentlere 100 talent ödemek zorunda kalmıştır (Polybius, His. 33.13.8).

 

Kent bu tarihten itibaren, muhtemelen Pergamon Krallığı’nın da desteğiyle, bölgede ekonomik ve kültürel bir çekim merkezi olmuş, Tiyatro, Kent Meclisi Binası (Bouleuterion) ve Agora gibi görkemli yapılarla donatılmıştır. Attalos III, M.Ö. 133 yılında, ölümünden önce, akılcı bir politik karar ile Pergamon Krallığı’nı Roma İmparatorluğu’na bağışlamıştır. Bu tarihten sonra Aigai varlığını Roma hâkimiyeti altında sürdürmüştürHellenistik Dönem’in başlarından itibaren Pergamon ile sürdürülen yakın ilişki, Roma Dönemi’nde de devam etmiştir. Aigai’de Roma yönetimine ilişkin en erken bilgi M.Ö. 1. yüzyıla aittir. Roma İmparatoru Ceasar’ın güvenilir bir adamı ve yakın dostu olan Prokonsül Publius Servilius Isauricus, Asya Valisi olarak görev yaptığı sırada (M.Ö. 46-44) kente ve buradaki Apollon Khresterios Tapınağı’na önemli yardımlarda bulunmuştur. Aigai’de ele geçen bir heykel kaidesinin üzerindeki yazıtta, Publius Servilius Isauricus, yardımları nedeniyle Aigai’de onurlandırılmıştır. 17 yılında bölgede meydana gelen şiddetli depremin yerle bir ettiği kentler arasında Aigai de yer almaktadır. Tacitus (Tac.Ann. II.47) tarafından da sözü edilen bu depremin yaraları İmparator Tiberius’un cömert yardımlarıyla sarılmış ve depremden zarar gören kentler şükran ifadesi olarak İtalya’da imparatorun bir heykelini dikmişlerdi.


Aigai antik kentindeki yerleşim 3. yüzyılın sonlarına doğru terk edilmiştir. Got akınları ile ilişkili olduğunu düşündüğümüz bu terk ediliş döneminde kent tamamen, bilinçli olarak boşaltılmıştır. Kentte yerleşim tekrar 12. yüzyıl sonlarında başlamıştır. Bu döneme ait geç Bizans kale-iskânı 13. yüzyılın sonlarında Manisa ve çevresini ele geçiren Saruhanoğulları tarafından terke zorlanmış olmalıdır.

Manisa’nın Seyitli ilçesinde bulunan 2 bin 800 yıllık geçmişe sahip Agai Antik Kenti’nde bulunan taşlarla bir cami ve 3 köprünün yapıldığı ortaya çıktı. Köylüler, 69 yıl önce yapılan köprünün yapımı için kullanılan taşların nasıl taşındığını anlatırken, Celal Bayar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sezgin taşları geri almanın söz konusu olmadığını söyledi.

DHA'da yer alan habere göre, Manisa’nın Seyitli Mahallesi'ndeki caminin yapımında kullanılan taşların, 2 bin 800 yıllık tarihi geçmişe sahip Aigai Antik Kenti'ndeki Athena Tapınağı'na ait olduğunun ortaya çıkmasının ardından, mahallede 69 yıl önce yapılan 3 köprünün de yine antik kentten alınan taşlarla inşa edildiği tespit edildi.

Aiol halkı tarafından Batı Anadolu'da kurulan 12 kentten biri olan 2 bin 800 yıllık tarihi geçmişe sahip, Manisa'nın Yunusemre ilçesi Köseler Mahallesi'ndeki Aigai Antik Kenti'nde yapılan kazı çalışmaları, 69 yıllık bir gerçeği ortaya çıkardı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Sezgin başkanlığında devam eden kazılarda, bundan 3 yıl önce Aigai Antik Kenti'ndeki bilgelik tanrıçası olarak bilinen Athena Tapınağı'ndaki taşların sökülerek, taşındığı fark edildi. Antik kente yakın yerleşim yerlerini mercek altına alan heyet, incelemelerinin ardından tapınak taşlarının 8 kilometre mesafedeki Seyitli Mahallesi camisinin inşaatında kullanıldığını belirledi.

KÖPRÜLER DE ANTİK KENT TAŞLARI İLE YAPILDI

Aralıksız süren çalışmalar 69 yıllık bir gerçeği daha ortaya çıkardı. Caminin ardından, mahalle içerisinde ve girişinde bulunan, 1951 yılında inşa edilmiş 3 köprünün de tamamen Aigai Antik Kenti'nden taşınan taşlarla yapıldığı tespit edildi. Köprülerin Aigai Antik Kenti'nde bulunan yaklaşık olarak 2 bin yıllık tiyatro binası girişindeki kemer taşlarından inşa edildiği belirlendi.

EŞEK VE DEVELERLE TAŞINDI

Cami ve köprünün inşasında çalışan İsmail Gürler (84), taşları, antik kentten eşek ve deve yardımıyla taşıdıklarını söyledi. Gürler, "1953 yılında tüm köylü el birliğiyle camimizi yaptık. Taşları antik kentten eşek ve develer yardımıyla getirdik. Hemen hemen tüm köylü 10'ar defa eşeklerle taş getirdik" diye konuştu.

'BABAMIN DEVESİYLE TAŞIDIK'

Mehmet Tosun (82) ise babasına ait deveyle taşları taşıdıklarını söyledi. Tosun, şöyle devam etti:

"Köseler Mahallesi'ndeki tarihi antik kentten, köylüler olarak, el birliği ile deve ve eşeklerin yardımıyla taşları getirdik. Tüm köylü getirdi. Benim babamın devesi vardı. Devesiyle oradan taş getirdik. Zor oldu ama getirdik. Caminin yanı sıra köprü de yaptık. Köprüden geçerek, köyün mezarlığına gidiyoruz."

Mahalle sakini Yusuf Sümer (86) ise "Camimizi el birliği ile çalışarak yaptık. Binek hayvanlarının sırtına sararak getirdik taşları" dedi.

'TAŞLARI ALMAMIZ SÖZ KONUSU DEĞİL'

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Aigai Kazı Başkanı Doç. Dr. Yusuf Sezgin, taşları geri almanın söz konusu olmadığını fakat önemli olanın bunları bulundukları yerde en iyi şekilde korumak olduğunu kaydetti. Doç. Dr. Sezgin, "Maalesef antik kentlerin kaderi taş ocağı olarak kullanılmak. Aigai Antik Kenti de Yuntdağı'nın en önemli taş ocaklarından biri haline getirilmiş. Özellikle 1900'lü yılların başı ile koruma başlayana kadar yaklaşık 80 yıl boyunca, çevredeki bütün köylerin taş ihtiyacı Aigai'den karşılanmış. Şu an bulunduğumuz Seyitli Mahallesi'ndeki cami 1953 yılında, köprüler ise 1951 yılında yapılmış. Yani 1950'li yıllarda Aigai'den çok yoğun bir taş alımı gerçekleştirilmiş.

Özellikle camide kullanılan taşların biz, Athena Tapınağı'ndan götürüldüğünü tespit ettik. Köprülerdeki taşlar ise kemer taşı olduğu için antik kentteki kemerli yapılardan sökülmüş. Bunların da en önemlisi tiyatrodaki vomitorium girişindeki kemer taşları alınmış, numaralandırılarak getirilip, burada kullanılmış. İlginç olan köprüdeki taşlardan birinde 1901 tarihi var. Demek ki ilk 1901 yılında yapılıyor. 1951 yılında ya tadilat geçiriyor ya da genişletiliyor. Yani 1951 ile 1953 yılları arasında burada yoğun bir yapılanma olduğunu görüyoruz. Şimdi önemli olan nokta şu. Bu taşlar gittikleri yerlerde de güzel görünüyor. Artık bunları almak tabi ki de söz konusu değil ama önemli olan bunları da iyi bir şekilde koruyabilmek. Düşündüğümüzde 1951 tarihi de oldukça eski bir tarih olmaya başladı. Bence önemli olan bunları bulunduğu yerde doğru bir şekilde korumak. Birazda esprili bir şekilde anlatıyorum. Caminin taşları sonuçta kutsal bir yapıdan gidiyor. Kutsal bir yapıdan kutsal bir yapıya gitmiş, zaten çok da bir şey değişmemiş. Taşlar içerik olarak doğru yerde duruyor" diye konuştu.